Proje Açıklaması

Caminin tasarımındaki kubbe; evreni, semayı ve kozmosu temsil etmektedir. İnsanoğlunun ibadet alanında yapmış olduğu kubbe insan eliyle semanın, evrenin bir yansıması olarak tasarlanmış ve yapılmıştır. Biz bu düşünceden yola çıkarak Mimar Sinan’ın mükemmelleştirdiği ve zaman içinde birçok tekrarı yapılmış olan kubbe düşüncesini yapısal olarak farklı yorumladık. Bunun için seçtiğimiz form Elips bir kubbedir. Elipsin iki merkezli bir form oluşunu evrenin yeni fizik kuramlarıyla ve evrenin yeni tanımlarına göre geleneksel kubbe formunun çağdaş bir yorumu olarak görmekteyiz. Elips formun kendi kendini taşıyan bir kubbe sema ve evren arayışı bu çalışmadaki ibadet mekânının oluşmasını sağlamıştır. Geleneksel kubbe taşıyıcı sistemi klasik dönem Osmanlı camilerinde dört koca ayağın taşıdığı bir kubbe ve yan yüzlerde bulunan yarım kubbelerin ana kubbeye destek olması ile oluşan iç mekân düzenleri olarak karşımıza çıkmaktadır.  Biz bu yoruma teknolojik bir çözüm getirerek kendi başına ayakta durabilen şeffaf bir strüktür ile mekânsal algılamayı arttırabilmeyi hedefledik. İbadet alanının dinginliğiyle beraber tekil bir mekânda güneş kontrollerinin sağlanabildiği plastik bir malzeme olan ETFE (Etilen Tetrafloroetilen),  şişirilen yastık teknolojisi ile hem strüktür çok hafif olabilmekte hem de taşıyıcı sistem neredeyse görünmez kılınabilmektedir. Bu ise iç mekânda ısı kontrolünü sağlayabilen son derece çağdaş bir malzeme ile istediğimiz tekil mekânı elde etmemize olanak sağlamaktadır.

Camilerin taşıyıcı sistemi olan ve aynı zamanda dünyevi ve ilahi alanları bir şekilde ayıran duvarlar kullandığımız teknolojik malzeme ile ortadan kalkmıştır. Bu malzeme üzerine yapılan baskılar ibadet edenlerin dış dünya ile olan ilişkilerinin kısmen de olsa kesilmesine olanak sağlamaktadır.

Elips camimizde mihrap tasarımı bir kareden başlayan ve geleneksel mihraplarda olduğu üzere bir kapı ve geçit ile biten yüzeylerden oluşmaktadır.  Burada geleneksel mihrap formunun yalın ve sade, süsten uzak bir yorumu kullanılmıştır. Mihrap İslam’da bir yükselişi değil bir yönelişi sembolize etmektedir.  Mihrap, Kâbe ile olan mesafeye bakılmaksızın uzaklıkları yok eden bir semboldür. Bu anlamda mihrap alanı ve ibadet yerinin en ön sırasının taşıyıcı strüktür ile birleştiği noktaya su koyduk.  Su, temizlik dinginlik ile bir bitişi ve yönlenişi sembolize etmektedir. İbadet alanının su ile çevrilmesi dünyevi olanlar ile kutsal olanlar arasında bir sınır olması gerektiği içindir. İbadet edenler bina strüktürünün su ile birleştiği noktayı görmekte ve secde ederken dünyevi olan her şeyden uzaklaşabilmektedir. İbadet alanı temiz huzurlu ve kutsal bir mekândır. Su ise bunu çevreleyen en önemli elemandır.

Tasarımın temel kararlarından biri de minarenin sorgulanması olarak karşımıza çıkmaktadır. Minarenin üzerine çıkılarak şerefeden ezan okuması artık bir gereklilik olmamakta ve bu, ses teknolojisindeki gelişmelerle minareye çıkılmadan çözülebilmektedir. Biz de bu sebeple minareyi tasarımın bir öğesi haline getirip yükselerek göğü işaret etmesi amacıyla elips kubbenin etrafına sardırdık. Bu hem elips formun algısını arttırmakta hem de heykelsi etkisiyle şehir siluetinde çok etkili ve güçlü bir görüntü oluşturmaktadır. Bu bağlamda yükseliş hissi ve dikeylik vurgusu tasarımımızdaki ana kriter olmuştur.

Minber ve kürsü alanı ise formun ve tasarımın benzer dilinde bir bütün olarak ele alınmıştır. Minber, tasarımdaki yeri itibariyle su olan bölüme değmeden konsol olarak tasarlanmış ve mekânda ki ibadet alanının azalması engellenmiştir.

Bina ana giriş kapısı son derece sade ve yalın bir şekilde paslanmaz çelik bir kapı ile vurgulanmıştır. Son cemaat yeri hem bir geçiş alanı hem de ana girişin bir parçası olarak kurgulanmıştır.

Avlunun etrafını saran saçaklar geleneksel camilerde bulunan sundurmalara ve revaklara bir sesleniş olmakta bu saçaklarla birlikte alt avluları tanımlamakta ve duvarlarındaki boşluklar da şehir ve cami arasında görsel ilişkileri sağlamaktadır.

Musalla taşlarının bulunduğu küçük meydan ise yerleşkedeki sert peyzajın kırıldığı bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Yerde çim alanın olması ve üzerine basılabilmesi üzüntülü anlarda hayatın devam ettiğini sembolize etmektedir. Minare yapısı olarak adlandırılan ve 40m yüksekliğine çıkan kütlenin en yüksek yerinin musalla taşlarının hemen arkasında yer alması ise aynı zamanda ilahi ve kudretli olana bir yönleniş olarak da anlamlandırılabilir. Yükseliş ölümden sonra dirilişi sembolize etmektedir.

Binanın ihtiyacı olan otopark teknik alanlar ve benzeri fonksiyonlar bodrum katlarda çözümlenmiştir. Bodrum kat ile Gasil hane arasında düşey sirkülasyon sayesinde cenaze namazları avluda kılınabilmekte, ister bodrum kattaki araçlarla isterse zemin katta ana cadde üzerindeki cenaze aracı bekleme yerinden son istirahat mekanına iletilebilmektedir.